EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Adliye Suçları 19.01.2026

Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs Suçu

Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs Suçu (TCK m. 277)

Hukuk devleti ilkesinin temelini oluşturan bağımsız ve tarafsız yargı, adil bir yargılamanın olmazsa olmaz koşuludur. Yargılamanın bu niteliğini korumak amacıyla Türk Ceza Kanunu (TCK), yargısal faaliyetler üzerinde haksız etki yaratmaya yönelik davranışları suç olarak düzenlemiştir. Bu bağlamda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 277. maddesinde yer alan adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu, yargı mercilerinin bağımsızlığını ve kararların tarafsızlığını teminat altına almayı hedeflemektedir.

Söz konusu düzenleme, yargılamanın sübutu veya yargılama görevinin yapılmasıyla ilgili olarak bir görevliyi etkilemek amacıyla cebir, tehdit, hile, telkin, vaat veya sair davranışlarda bulunmayı cezai yaptırıma bağlamıştır. Bu suç tipiyle, sadece yargılamanın kendisi değil, yargılamaya katılan aktörlerin (hakim, savcı, bilirkişi, tanık vb.) baskı altında kalmaksızın görevlerini ifa etmeleri güvence altına alınmaktadır. Böylece, yargılama sürecine dışarıdan yapılacak her türlü müdahalenin önüne geçilerek hukuk güvenliği ilkesi pekiştirilmektedir.

Suçun Hukuki Niteliği ve Unsurları

Maddi Unsur

Suçun maddi unsuru, maddede sayılan cebir, tehdit, hile, telkin, vaat veya sair davranışlarla yargılama görevi yapanı etkileme teşebbüsünde bulunmaktır. Buradaki eylemlerin ortak özelliği, görevlinin hür iradesini etkilemeye veya karar alma sürecine müdahale etmeye elverişli olmasıdır. Eylemin konusu, görülmekte olan bir yargılamanın sübutu veya bir yargılama görevinin yapılması ile ilgili olmalıdır. Failin amacı, görevliyi yargılama faaliyetini hukuka aykırı şekilde etkilemeye yönlendirmektir. Örneğin, bir hakime lehte karar vermesi için menfaat vaat etmek veya bir tanığı gerçeğe aykırı ifade vermeye zorlamak bu kapsamda değerlendirilebilir.

Suçun mağduru, yargı görevini yapan kimsedir. Bu kimseler; hakim, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi, tercüman, tanık veya yeminli dinleyici gibi yargılama faaliyetinde resen görev alan ya da görevlendirilen kişiler olabilir. Suç, sırf hareket suçlarından olup, icrai hareketle işlenebileceği gibi, istisnai durumlarda ihmali hareketle de işlenebileceği öğretide tartışılmaktadır. Önemli olan, etkileme amacına yönelik bir davranışın gerçekleşmesidir; etkilemenin fiilen gerçekleşmesi aranmaz. Bu yönüyle, suç tamamlanmış bir teşebbüs niteliğindedir.

Manevi Unsur

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu, kast ile işlenebilen bir suçtur. Failin, yargılama görevi yapan kişiyi etkilemeye yönelik eylemlerini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi yeterlidir. Failin, eylemlerinin yargılama sürecini etkilemeye elverişli olduğunu öngörmesi ve bu neticeyi istemesi gerekmektedir. Özel bir saik aranmamakla birlikte, failin eyleminin yargılama görevinin yapılmasıyla ilgili olması ve bir etki yaratma amacı taşıması önemlidir.

Yargıtay Uygulaması ve İçtihatları

Yargıtay, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu yorumlarken, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması ilkesini ön planda tutmaktadır. Yargıtay'a göre, suçun oluşumu için etkileme amacına yönelik fiillerin objektif olarak yargılamayı etkilemeye elverişli olması gerekmektedir. Etkinin fiilen meydana gelip gelmediği değil, fiilin bu etkiyi yaratmaya uygun olup olmadığı esastır. Bu husus, özellikle telkin ve vaat gibi soyut fiillerde önem kazanmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/12-145 E., 2019/326 K. sayılı ve 09.04.2019 tarihli kararında belirtildiği üzere; "TCK’nın 277. maddesinde düzenlenen suç, niteliği itibarıyla sırf hareket suçu olup, maddede belirtilen baskı, cebir, tehdit, hile, telkin, vaat veya sair davranışlarla yargılama görevi yapanı etkilemeye teşebbüs edildiği anda tamamlanır. Bu fiillerin sonucunda yargılama görevi yapanın iradesinin gerçekten etkilenmiş olması şart değildir. Suçun oluşumu için, failin eyleminin yargılamanın sübutu veya yargılama görevinin yapılmasıyla ilgili olması ve bu eylemin yargılamayı etkileme potansiyeli taşıması yeterlidir."

Yargıtay içtihatlarında, kamuoyunda infial uyandıran veya geniş yankı bulan davalarla ilgili olarak yapılan basın açıklamaları ya da sosyal medya paylaşımlarının da belirli koşullar altında bu suç kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmaktadır. Ancak burada önemli olan, ifade özgürlüğü ile yargı bağımsızlığını etkileme amacı arasındaki hassas dengenin gözetilmesidir. Eleştiri sınırlarını aşarak yargı mercileri üzerinde baskı oluşturma amacı taşıyan eylemlerin suç teşkil edeceği kabul edilmektedir.

Akademik Değerlendirme ve Tartışmalı Noktalar

Doktrinde, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun kapsamı ve uygulanabilirliği konusunda çeşitli tartışmalar mevcuttur. Özellikle TCK m. 277'deki “sair davranışlar” ifadesinin geniş yorumlanmasının, kanunilik ilkesi açısından sorunlar yaratabileceği ileri sürülmektedir. Öğretideki baskın görüş, bu ifadenin ancak cebir, tehdit, hile, telkin ve vaat gibi diğer sayılan fiillere benzer nitelikteki, yani yargılama görevlisinin iradesini sakatlamaya veya etkilemeye elverişli davranışları kapsayacak şekilde yorumlanması gerektiğini savunmaktadır (numerus clausus prensibi).

Bir diğer tartışma konusu, kamuoyunun yargı süreçlerine ilişkin bilgilendirilmesi ile yargılamayı etkileme arasındaki ayrımdır. Özellikle medya organlarının davalar hakkındaki haberleri veya yorumları, ne zaman adil yargılamayı etkileme teşebbüsü sınırına dayanmaktadır? Öğretide, basın ve ifade özgürlüğünün yargı bağımsızlığına halel getirmeyecek şekilde kullanılması gerektiği, ancak sadece bilgilendirme ve eleştiri amacıyla yapılan açıklamaların bu suçu oluşturmayacağı belirtilmektedir. Ancak, yargılamayı yönlendirme veya mahkemeleri belirli bir yönde karar vermeye zorlama amacı taşıyan yayın ve açıklamaların suç teşkil edebileceği kabul edilmektedir.

Ayrıca, bu suçun yargıyı etkilemeye yönelik diğer suçlardan (örneğin TCK m. 288'deki adil yargılamayı etkileme yasağına aykırılık suçu) farkları ve bu suçlar arasındaki içtima sorunları da doktrinde tartışılan önemli başlıklardır.

Sonuç

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu (TCK m. 277), hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkının güvencesi açısından hayati bir öneme sahiptir. Yargılamanın dışarıdan gelecek her türlü haksız müdahaleden arındırılması, yargı mercilerinin bağımsız ve tarafsız kararlar alabilmesinin temelini oluşturur. Suçun oluşumu için etkilemenin fiilen gerçekleşmesi şart olmayıp, etkileme amacına yönelik elverişli bir davranışın varlığı yeterlidir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler, bu suçun uygulanmasında yargı bağımsızlığı ile ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengenin korunması gerektiği konusunda hemfikirdir. Hukuk uygulayıcılarının, bu suça ilişkin yasal düzenlemeleri ve yüksek mahkeme içtihatlarını titizlikle değerlendirmesi, adalet sistemimizin güvenilirliğini sürdürmek adına büyük önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu ile Yargıyı Etkilemeye Teşebbüs Yasağı (TCK m. 288) arasındaki fark nedir?

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu (TCK m. 277), bir yargılama görevlisini (hakim, savcı, bilirkişi, tanık vb.) cebir, tehdit, hile, telkin, vaat veya sair davranışlarla etkilemeye teşebbüs etme fiilini cezalandırır. Bu suçta, doğrudan belirli bir görevliyi hedef alarak iradesini etkileme amacı güdülür. Öte yandan, Yargıyı Etkilemeye Teşebbüs Yasağı (TCK m. 288), görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, yargı yetkisini kullanan makamlar üzerinde etkide bulunmak amacıyla alenen hukuka aykırı davranışlarla müdahalede bulunmayı, özellikle basın-yayın yoluyla bunu yapmayı yasaklar. TCK m. 288 daha çok genel kamuoyunu veya yargı organlarını hedef alan, genellikle basın ve ifade özgürlüğü sınırlarında tartışılan, daha pasif ancak kamuyu etkileyici eylemleri kapsarken; TCK m. 277 daha aktif ve belirli bir görevliyi hedef alan, cebir, tehdit gibi unsurları da içerebilen müdahaleleri cezalandırır.

Bir avukatın müvekkilinin lehine yargılama görevlileriyle görüşmesi bu suçu oluşturur mu?

Bir avukatın müvekkilinin haklarını savunmak amacıyla yargılama görevlileriyle (hakim, savcı vb.) yasal sınırlar içinde ve meslek kurallarına uygun olarak görüşmesi, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu oluşturmaz. Avukatın görevi, usul kuralları çerçevesinde dilekçe sunmak, duruşmada beyanda bulunmak, delil ibraz etmek ve hukuki argümanlar ileri sürmektir. Ancak, avukatın bu görüşmeler sırasında TCK m. 277'de belirtilen cebir, tehdit, hile, telkin, vaat veya sair hukuka aykırı davranışlarla görevlinin iradesini etkilemeye çalışması halinde, suçun maddi ve manevi unsurları oluşmuş olur. Yargıtay, avukatların mesleki faaliyetlerini icra ederken dahi hukuka aykırı yöntemlere başvurmalarını bu suç kapsamında değerlendirebilmektedir.

Sosyal medyada bir yargılama hakkında yapılan yorumlar ne zaman adil yargılamayı etkileme suçu kapsamına girer?

Sosyal medyada bir yargılama hakkında yapılan yorumların adil yargılamayı etkileme suçu (TCK m. 277) kapsamına girmesi için, bu yorumların sadece eleştiri veya bilgilendirme amacı taşımaktan öteye geçerek, yargılama görevi yapan belirli bir kişiyi (hakim, savcı vb.) doğrudan etkileme amacı güderek cebir, tehdit, hile, telkin, vaat veya benzeri hukuka aykırı bir yöntemle yapılmış olması gerekir. Yargıtay içtihatlarında ve doktrinde, genel olarak kamuoyu oluşturma amacı güden veya eleştiri niteliğindeki paylaşımlar TCK m. 277 yerine TCK m. 288 kapsamında değerlendirilme ihtimali taşırken, belirli bir yargılamayı yürüten kişiyi hedef alarak kararını etkilemeye yönelik doğrudan ve baskıcı nitelikteki paylaşımlar TCK m. 277'yi oluşturabilir. Burada kritik nokta, paylaşımların içeriği, yapılış biçimi ve hedef alınan kişi üzerindeki etkileme potansiyelidir. İfade özgürlüğünün sınırları, yargı bağımsızlığının korunması ilkesiyle dengelenmelidir.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK