EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Hukuk Genel 19.03.2026

Davanın İhbarı Nedir?

Davanın İhbarı: Hukuki Mahiyeti ve Uygulamadaki Yeri

Türk hukukunda yargılama faaliyetinin önemli bir parçası olan davanın ihbarı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, kendine özgü hukuki sonuçları bulunan bir usul işlemidir. Bu makalede, davanın ihbarının hukuki niteliği, şartları, sonuçları ile doktrin ve yargı içtihatlarındaki yeri derinlemesine incelenecektir.

Davanın İhbarının Tanımı ve Hukuki Niteliği

Davanın ihbarı, derdest bir davanın taraflarından birinin, davayı bir üçüncü kişiye bildirmesidir. Bu bildirimle, ihbar eden taraf, davanın sonuçlarının üçüncü kişi üzerinde dolaylı ya da dolaysız etkileri olabileceğini düşünerek, o üçüncü kişinin davayı öğrenmesini ve dilerse fer'î müdahil olarak davaya katılmasını temin etmeyi amaçlar. HMK m. 61'e göre, “Taraflardan biri davayı kaybettiği takdirde, üçüncü bir kişiye veya üçüncü bir kişinin kendisine rücu edeceği durumlarda, davanın üçüncü kişiye ihbar edilmesini isteyebilir.”

İhbar, derdest bir davaya ilişkin usuli bir işlemdir. Davadan bağımsız ancak onunla sıkı ilişki içinde olan, tek taraflı bir irade beyanı niteliğindedir. İhbarın temel amacı, gelecekteki bir rücu davasında ihbar eden tarafın hukuki menfaatini korumak, ispat yükünü hafifletmek ve yargılama ekonomisine katkı sağlamaktır.

Davanın İhbarının Şartları ve Amaçları

Davanın ihbar edilebilmesi için belirli şartların varlığı aranır:

  • Derdest bir davanın bulunması gerekir.
  • İhbar eden ile ihbar edilen üçüncü kişi arasında bir rücu veya tazminat ilişkisi ya da üçüncü kişinin ihbar edene karşı bir sorumluluğunun bulunması ihtimali olmalıdır. Yani, ihbar eden tarafın davayı kaybetmesi halinde, üçüncü kişiye rücu hakkı doğacak veya üçüncü kişi kendisine rücu edecektir.
  • İhbar, HMK m. 62 uyarınca, dilekçeyle ve dava dilekçesindeki kayıtlar da belirtilerek yapılır.

Davanın ihbarının başlıca amaçları şunlardır:

  • Rücu Hakkının Korunması: En temel amacı, ihbar eden tarafın, davanın sonucuna bağlı olarak üçüncü kişiye karşı ileri sürebileceği rücu veya tazminat hakkının gelecekteki bir davada korunmasını sağlamaktır.
  • Delil Karinesinin Oluşumu: HMK m. 63/2 hükmü, ihbar edilenin davaya katılmaması halinde, esas davadaki hükmün kesinleşmesinden sonra ihbar eden ile ihbar edilen arasındaki rücu davasında, ihbar edilenin davadaki iddia ve savunmalara karşı ileri sürebileceği def'ileri ileri süremeyeceği yönünde bir karine yaratır.
  • Hukuki Dinlenilme Hakkının Güvence Altına Alınması: İhbar, üçüncü kişiye davanın varlığını bildirerek, onun ileride bu davayla ilgili hukuki bir tartışmaya girmesi gerektiğinde “davanın varlığından habersizdim” deme imkânını ortadan kaldırır.

Yargıtay Uygulamasında Davanın İhbarı

Yargıtay, davanın ihbarı kurumuna ilişkin yerleşik içtihatlarıyla, uygulamanın yönünü tayin etmektedir. Yargıtay kararlarında, ihbarın şekil şartlarına ve amacına sıkça vurgu yapılmaktadır. Özellikle sigorta hukuku, garanti sorumluluğu, kefalet ve eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalarda davanın ihbarı büyük önem taşır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, "Davanın ihbarı, ihbar edenin üçüncü kişiye karşı rücu hakkının gelecekteki bir davada korunmasını ve delil karinesinin oluşmasını sağlayan bir usul işlemidir. İhbar edilenin davaya katılması zorunlu olmayıp, katılmaması halinde HMK'nın 63/2. maddesindeki karinenin sonuçları doğar."

Yargıtay, ihbarın hukuki niteliğini bir usul işlemi olarak kabul etmekle birlikte, HMK m. 63/2'de düzenlenen karinenin, ihbar edilenin davaya katılmaması halinde, rücu davasında belirli itiraz ve def'ileri ileri sürme hakkını kısıtlayıcı bir etki yarattığını vurgulamaktadır. Ancak bu karine, ihbar edilenin davadaki hükmün esasını tartışma hakkını tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca, davada ileri sürülebilecek belirli savunmaları sonradan ileri sürmesini engeller.

Akademik Değerlendirme ve Doktrindeki Görüşler

Doktrinde davanın ihbarının hukuki niteliği ve özellikle HMK m. 63/2'deki karinenin kapsamı üzerine çeşitli tartışmalar mevcuttur. Öğretide ağırlıklı görüş, davanın ihbarının bir taraf usul işlemi olduğu yönündedir. Bununla birlikte, ihbarın sadece bir bildirim mi yoksa belirli bir hukuki etki yaratmayı amaçlayan bir talep mi olduğu konuları üzerinde farklı görüşler bulunmaktadır.

Özellikle HMK m. 63/2'de belirtilen karinenin niteliği, akademik çevrelerde tartışılan bir diğer konudur. Bu karinenin kesin karine (kanuni karine) mi, yoksa adi karine (fiili karine) mi olduğu hususunda farklı yaklaşımlar mevcuttur. Baskın görüş, ihbar edilenin davaya katılmaması halinde, esas davadaki hükmün maddi vakıalarının rücu davasında tartışılmasının belirli ölçülerde kısıtlanması ancak ihbar edilenin tamamen savunmasız bırakılmaması gerektiği yönündedir. İhbar edilenin, esas davanın usul hukuku kurallarına aykırılık teşkil ettiğini veya davanın tarafı olmadığı için savunma imkanının kısıtlandığını ileri sürme hakkı olduğu kabul edilmektedir.

Sonuç

Davanın ihbarı, Türk Medeni Yargılama Hukuku'nda, taraflar arasındaki hukuki ilişkileri şeffaf hale getiren, yargılama ekonomisine katkı sağlayan ve rücu ilişkilerinde hak kayıplarını önleyen önemli bir usul kurumudur. HMK m. 61 vd. hükümleriyle düzenlenen bu kurum, ihbar edenin gelecekteki rücu haklarını güvence altına alırken, ihbar edilen üçüncü kişiye de davaya müdahale etme ve savunma hakkını kullanma imkanı sunar. Doktrindeki görüş ayrılıklarına rağmen, Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarıyla kurumun işlevi ve sınırları belirginleşmiş, özellikle ticari ve sigorta davalarında pratik önemi artmıştır. Hukuki süreçlerde hak kayıplarının önüne geçmek adına, rücu ilişkisi bulunabilecek hallerde davanın ihbarı müessesesinin dikkatle değerlendirilmesi ve tatbik edilmesi hukuki bir zorunluluktur.

Sıkça Sorulan Sorular

Davanın ihbarı zorunlu mudur?

Davanın ihbarı, bir taraf için yasal bir zorunluluk teşkil etmez. Ancak ihbarın yapılmaması durumunda, ihbar eden tarafın ileride üçüncü kişiye karşı açacağı rücu veya tazminat davasında, HMK m. 63/2'de belirtilen delil karinesinden faydalanma imkanı ortadan kalkar. Bu durum, rücu davasındaki ispat yükünü ihbar eden aleyhine ağırlaştırabilir. Dolayısıyla zorunlu olmamakla birlikte, rücu ilişkisi bulunan durumlarda hak kaybına uğramamak adına yapılması şiddetle tavsiye edilen bir usul işlemidir.

İhbar edilenin davaya katılmaması halinde hukuki sonuçları nelerdir?

İhbar edilenin davaya katılmaması, davanın ihbarının hüküm ifade etmesini engellemez. HMK m. 63/2 uyarınca, ihbar edilenin davaya katılmaması halinde, esas davada verilen hüküm, ihbar eden ile ihbar edilen arasındaki rücu davasında ihbar edilen için kesin delil teşkil etmese de, ihbar edilenin o davada ileri sürülebilecek bazı savunma ve itirazları ileri sürmesini engeller. Yani, esas davadaki kararın maddi vakıaları, rücu davasında bir karine olarak kabul edilir ve ihbar edilenin bu vakıalara ilişkin itirazlarını ileri sürmesi zorlaşır veya engellenir.

Davanın ihbarı ile fer'î müdahale arasındaki temel fark nedir?

Davanın ihbarı (HMK m. 61 vd.) ile fer'î müdahale (HMK m. 66 vd.) farklı hukuki müesseselerdir. İhbar, davayı bir üçüncü kişiye bildirme işlemidir ve davaya katılma zorunluluğu getirmez. Amacı, rücu ilişkisini güvence altına almaktır. Fer'î müdahale ise, üçüncü bir kişinin, taraflardan birinin yanında davaya dahil olarak o tarafı desteklemek amacıyla mahkemeye sunduğu bir taleptir. Fer'î müdahil, davada hükmün kendi hukuki durumunu etkileyebileceğini düşünerek davaya katılır ve desteklediği tarafın yanında hareket eder. İhbar, fer'î müdahalenin bir öncüsü olabilir; yani, davanın ihbar edildiği üçüncü kişi, dilerse davaya fer'î müdahil olarak katılabilir.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK
Davanın İhbarı Nedir? | EK Hukuk | Av. Emina KARABUDAK | EK Hukuk