EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Hukuk Genel 20.03.2026

Islah Dilekçesi Nedir?

Islah Dilekçesi Nedir? Hukuki Niteliği ve Uygulama Alanı

Türk hukuk muhakemesi sistematiğinde, davanın belirli bir aşamasında tarafların iddia ve savunmalarını genişletme veya değiştirme imkanı tanıyan önemli bir hukuki müessese olan ıslah, yargılamanın sağlıklı ve adil bir biçimde yürütülmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve nihayetinde hakkaniyete uygun bir karar verilmesi amacıyla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 176-182 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu müessese, davaların somut olayın gerçekliğine uyarlanmasına olanak tanıyarak şekli hukuk kurallarının katı uygulanmasından doğabilecek mağduriyetleri önlemeyi hedefler.

Islahın Hukuki Niteliği ve Amaçları

Islah, usul hukukunda tek taraflı bir irade beyanı olup, taraflardan birinin yapmış olduğu usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltmesine olanak veren bir yoldur. Esasen, iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağını (HMK m. 141) istisna eden bir mekanizma olarak işlev görür. Yargılama süreci dinamik bir yapıya sahip olduğundan, başlangıçta tam olarak belirlenemeyen veya sonradan değişen vakıaların, delillerin ve taleplerin davaya yansıtılması ihtiyacı doğabilmektedir. Bu noktada ıslah, taraflara yargılama ekonomisi ilkesi çerçevesinde yeni bir dava açmak zorunda kalmaksızın mevcut davayı kendi lehlerine doğru şekilde ilerletme imkanı sunar.

  • Tam Islah: Taraflardan birinin davasını veya savunmasını tamamen değiştirmesi halidir. Bu durumda, daha önce yapılmış tüm usul işlemleri geçersiz hale gelir ve yargılamaya baştan başlanmış gibi işlem yapılır (HMK m. 180).
  • Kısmi Islah: Bir kısım usul işlemlerinin düzeltilmesi veya değiştirilmesi anlamına gelir. Bu durumda, sadece ıslah edilen kısımlar değişir, diğer usul işlemleri geçerliliğini korur (HMK m. 181). Örneğin, talep sonucunun artırılması veya ek bir talep eklenmesi.

Islah Dilekçesinin İçeriği ve Şartları

Islah dilekçesi, HMK m. 177 uyarınca, davanın açıldığı mahkemeye sunulur ve ıslah edilen hususları açıkça belirtmelidir. Islahın geçerliliği için yerine getirilmesi gereken temel şartlar şunlardır:

  1. Tek Seferlik Hak: Islah, yargılama süresince ancak bir kez yapılabilir (HMK m. 177/1). Bu hak, tarafın davasını veya savunmasını bir kez tamamen veya kısmen düzeltme imkanı sunar.
  2. Tahkikatın Sona Ermesine Kadar: Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir (HMK m. 177/1). Bu süre, yazılı yargılama usulünde ön inceleme duruşması sonrasında delillerin toplanmaya başlandığı aşamadan, sözlü yargılamaya geçilmeden önceki döneme tekabül eder.
  3. Harç ve Giderler: Islah eden taraf, ıslah nedeniyle ortaya çıkan yargılama giderlerini ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemekle yükümlüdür (HMK m. 178). Bu hüküm, ıslah hakkının kötüye kullanılmasını önleyici bir nitelik taşır.
  4. Yeni Bir Dava Niteliğinde Olmamalıdır: Islah, mevcut davanın genişletilmesi veya değiştirilmesi olup, tamamen yeni ve bağımsız bir davanın açılması anlamına gelmez.

Yargıtay Uygulamasında Islah

Yargıtay, ıslah müessesesinin uygulanışına ilişkin yerleşik içtihatlar geliştirmiştir. Yargıtay'a göre ıslah, usulüne uygun şekilde yapıldığında geçmişe etkili sonuç doğurur. Ancak, her durumda ıslahla her şeyin düzeltilemeyeceği de kabul edilmektedir. Özellikle, dava açılırken eksik bırakılan veya hiç yapılmayan bazı zorunlu usul işlemlerinin ıslah yoluyla giderilmesi mümkün değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.07.2005 tarihli ve E: 2005/4-434, K: 2005/461 Sayılı kararında da vurgulandığı üzere; “Islah, usul hukukunda taraflardan birinin tek taraflı irade beyanı ile yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesine imkân veren bir kurumdur. Ancak ıslah, dava dilekçesinde hiç belirtilmeyen veya yok hükmünde olan bir vakıanın sonradan eklenmesini sağlamaz; mevcut vakıaların genişletilmesi veya değiştirilmesine yöneliktir. Islahla davanın temelini oluşturan iddia ve savunmanın tamamen değiştirilmesi mümkün değildir.”

Yargıtay, ıslahın davanın konusunu değiştiremeyeceği, ancak talep sonucunu değiştirebileceği konusunda da istikrarlı bir çizgi izlemektedir. Örneğin, alacak davasında faiz başlangıç tarihinin değiştirilmesi veya talep edilen alacak miktarının artırılması ıslahla mümkün iken, maddi tazminat davasının manevi tazminat davasına dönüştürülmesi ıslahın sınırlarını aşan bir durum olarak kabul edilmektedir.

Doktrindeki Değerlendirmeler ve Tartışmalı Hususlar

Doktrinde ıslahın kapsamı ve sınırları konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Öğretideki baskın görüş, ıslahın davanın başında mevcut olan ancak eksik veya hatalı ileri sürülen hususları düzeltmeye yaradığı yönündedir. Ancak, ıslahın tamamen yeni bir hukuki sebebe veya vakıaya dayanıp dayanamayacağı konusunda görüş ayrılıkları mevcuttur. Bir görüş, ıslahın sadece mevcut davanın genişletilmesi veya değiştirilmesi olduğunu, dolayısıyla tamamen yeni bir dava sebebinin ıslahla ileri sürülemeyeceğini savunurken; diğer bir görüş, hukuki sebebi değiştirmenin de ıslah kapsamında değerlendirilebileceğini ileri sürmektedir.

Özellikle HMK m. 141 ile getirilen iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının ıslah ile ne ölçüde delinebileceği, doktrinde üzerinde durulan önemli bir konudur. Bu yasağın katılığı karşısında ıslah, adil yargılanma hakkı ve usul ekonomisi ilkeleri arasında bir denge mekanizması olarak kabul edilir.

Sonuç

Islah dilekçesi, Türk hukuk sisteminde taraflara yargılama sürecinde ortaya çıkan eksiklikleri, hataları veya sonradan öğrenilen hususları düzeltme imkanı sunan hayati bir usul işlemidir. HMK m. 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu müessese, davaların somut gerçeğe uygun bir şekilde sonuçlandırılmasına hizmet eder. Ancak, ıslah hakkının tek seferlik olması, tahkikatın sona ermesine kadar kullanılması ve davanın temelini değiştirecek nitelikte olmaması gibi önemli sınırlamaları bulunmaktadır. Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşleri ışığında, ıslahın doğru ve etkin bir şekilde kullanılması, hem usul ekonomisi açısından hem de adil yargılanma hakkının tesisi noktasında büyük önem arz etmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Islah kaç kez yapılabilir ve bu kuralın istisnaları var mıdır?

HMK m. 177/1 uyarınca, ıslah hakkı yargılama süresince ancak bir kez kullanılabilir. Bu kuralın bilinen bir istisnası bulunmamaktadır. Ancak, kısmi ıslah yapıldıktan sonra ikinci bir kısmi ıslah veya tam ıslah yapılamayacağı gibi, tam ıslah yapıldıktan sonra da başka bir ıslah yapılamaz. Bu, ıslah hakkının tüketilmesi anlamına gelir ve davanın başında stratejik bir karar almayı gerektirir.

2. Islah yoluyla talep sonucu nasıl değiştirilebilir ve faiz başlangıcı ne olur?

Islah yoluyla, özellikle kısmi ıslah ile, daha önce talep edilen miktarın artırılması mümkündür. Örneğin, belirsiz alacak davasında kısmi dava olarak açılan bir davada, delillerin toplanması ve zararın kesinleşmesi üzerine talep miktarının artırılması sıkça başvurulan bir yöntemdir. Islahla artırılan kısım için faizin başlangıcı, genellikle ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Ancak, dava dilekçesinde talep edilen kısım için dava tarihi itibarıyla faiz işlemeye devam eder.

3. Karşı tarafın ıslaha rıza göstermesi gerekli midir?

Islah, HMK m. 176 hükmü gereğince, davada taraflardan birinin tek taraflı irade beyanı ile gerçekleştirdiği bir usul işlemidir. Dolayısıyla, ıslahın geçerliliği için karşı tarafın rızası aranmamaktadır. Ancak, ıslah nedeniyle karşı tarafın uğradığı zararların ve yargılama giderlerinin karşılanması zorunludur (HMK m. 178). Bu durum, karşı tarafın menfaatlerini koruma altına alan bir denge mekanizmasıdır.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK