EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Hukuk Genel 19.03.2026

Karşı Dava Nasıl Açılır?

Karşı Dava Nasıl Açılır? Hukuki Niteliği ve Usul Şartları

Türk hukuk sisteminde, yargılama ekonomisi ilkesi ve çelişik kararların önüne geçilmesi amacı güdülerek, açılmış bir davaya karşı davalının davacıya yönelttiği yeni talebe karşı dava adı verilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 132 ve devamı maddelerinde düzenlenen bu usuli müessese, asıl davanın görülmekte olduğu mahkemede, asıl dava ile bağlantılı yeni bir davanın açılmasına imkân tanır.

Karşı Dava Kavramı ve Hukuki Niteliği

Karşı dava, teknik anlamda, görülmekte olan bir davada davalının, asıl davanın davacısına karşı ileri sürdüğü bağımsız bir talep olup, ayrı bir dava niteliğindedir. Bu dava, asıl dava ile birlikte yürütülür, birlikte incelenir ve kural olarak birlikte karara bağlanır. Karşı davanın temel amacı, aynı veya benzer hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıkların tek bir yargılama süreci içinde çözüme kavuşturulmasını sağlamaktır. Bu sayede, tarafların ayrı ayrı dava açma külfetinden kurtulması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması hedeflenmektedir.

HMK m. 132/1 uyarınca, karşı dava açılabilmesi için bazı özel şartların bulunması gerekmektedir:

  • Asıl Bir Dava Bulunması: Karşı davanın açılabilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak açılmış ve derdest bir asıl davanın mevcut olması şarttır.
  • Cevap Dilekçesi Süresi İçinde Açılması: Karşı dava, asıl davaya cevap verme süresi içinde açılmak zorundadır (HMK m. 132/2). Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, uzatılması veya yargıcın takdiri söz konusu değildir. Sürenin kaçırılması halinde, karşı dava bağımsız bir dava olarak açılabilecektir ancak asıl dava ile birleştirilmesi mahkemenin takdirine bağlı olacaktır.
  • Asıl Dava İle Bağlantı: Karşı dava ile asıl dava arasında bir bağlantı bulunması gerekmektedir (HMK m. 132/1). Bu bağlantı, tarafların aynı veya benzer hukuki ilişkiden yahut aynı veya benzer sebepten kaynaklanan taleplerinin bulunması şeklinde yorumlanmaktadır. Bağlantı şartı, davanın esasına ilişkin değil, usule ilişkin bir şarttır.
  • Harç ve Giderlerin Yatırılması: Karşı dava da bağımsız bir dava olduğundan, ayrı bir dava gibi harç ve giderlerin ödenmesi gerekmektedir.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: Karşı dava da, asıl davanın görüldüğü mahkemede açılacağından, asıl davanın görevli ve yetkili mahkemede açılmış olması şartı karşı dava için de geçerlidir.

Doktrindeki baskın görüşe göre, karşı dava, asıl davanın sadece bir savunma aracı değil, kendi başına var olan bağımsız bir talep ve yeni bir dava niteliğindedir. Bu görüş, yargılamanın ayrı bir safhası olarak kabul edilen karşı davanın, usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Yargıtay İçtihatlarında Karşı Dava

Yargıtay, karşı davanın kabulü için aranan şartları titizlikle uygulamaktadır. Özellikle “bağlantı” şartı üzerinde durulmakta ve bu şartın varlığı her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmektedir. Yargıtay'a göre, karşı davanın asıl dava ile aynı veya ters bir ilişki içinde olması, birbirini tamamlaması veya birbirinin varlığını ortadan kaldıracak nitelikte olması, bağlantı şartının gerçekleştiğini gösteren önemli kriterlerdir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere; "Karşı davanın asıl dava ile aynı yargılama usulüne tabi olması ve taraflarının aynı olması şartı aranmaz iken, davaların birlikte görülmesi halinde yargılamanın daha çabuk ve kolay sonuçlandırılmasına hizmet eden, birbirine bağlılık veya karşılaştırma imkanı veren hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması zorunludur."

Yargıtay, cevap dilekçesi süresi içinde karşı dava açılmaması halinde, sonradan açılan davanın karşı dava niteliği taşımayacağını ve ayrı bir dava olarak ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu durum, sürenin hak düşürücü niteliği nedeniyle, usul kurallarına sıkı sıkıya uyulmasının önemini ortaya koymaktadır.

Doktrindeki Değerlendirmeler ve Tartışmalı Hususlar

Öğretide, karşı davanın hukuki niteliği ve özellikle “bağlantı” şartının kapsamı konusunda çeşitli tartışmalar mevcuttur. Kimi yazarlar, bağlantı şartını dar yorumlarken, diğerleri daha geniş bir yorumu benimsemektedir. Geniş yorumu benimseyenler, sadece hukuki değil, ekonomik veya fiili bir bağlantının da yeterli olabileceğini savunurken; dar yorumu savunanlar, bağlantının mutlak surette hukuki bir nitelik taşıması gerektiğini ileri sürmektedir.

Bir diğer önemli tartışma konusu, asıl davanın herhangi bir sebeple ortadan kalkması (feragat, kabul, davanın konusuz kalması vb.) durumunda karşı davanın akıbetidir. Öğretideki baskın görüş, karşı davanın bağımsız bir dava olması nedeniyle, asıl davanın sona ermesinin kural olarak karşı davanın görülmesine engel teşkil etmeyeceği yönündedir. Ancak bu durum, asıl davanın reddinin karşı davanın esasını etkilemesi halinde farklı değerlendirilebilir.

Sonuç

Karşı dava, hukuk muhakemesinde usul ekonomisi ve çelişik kararların önlenmesi ilkelerinin somut bir yansımasıdır. HMK'nın ilgili maddelerinde açıkça belirtilen şartlara, özellikle de cevap dilekçesi süresi ve asıl dava ile bağlantı koşuluna titizlikle uyulması, bu hukuki müessesenin başarılı bir şekilde işletilmesi için elzemdir. Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşler, karşı davanın kendine özgü hukuki niteliğini pekiştirmekte ve uygulama alanını netleştirmektedir. Bu nedenle, karşı dava açma yoluna gitmeyi düşünenlerin, ilgili usul kurallarına ve yargı kararlarına hâkim bir hukuki destek alması büyük önem taşımaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Karşı dava açma süresi nedir ve bu süreye uyulmamasının sonuçları nelerdir?

Karşı dava, davalının asıl davaya cevap dilekçesi verme süresi içinde açılmak zorundadır (HMK m. 132/2). Bu süre, HMK m. 127 uyarınca kural olarak dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Süreye uyulmaması halinde, karşı dava niteliği kaybolur ve bu talep, ayrı bir dava olarak değerlendirilmek zorunda kalır. Bu durumda, asıl dava ile yargılamaların birleştirilmesi (HMK m. 166) mahkemenin takdirine bırakılır ve usul ekonomisi ilkesi gereğince birleştirme kararı verilebilse dahi, karşı dava olarak açılan davanın kendine özgü usul hükümleri (örneğin ilk itirazlar gibi) uygulanamaz.

Asıl davanın feragat, kabul veya reddi durumunda karşı davanın akıbeti ne olur?

Karşı dava, hukuken bağımsız bir dava niteliğinde olduğundan, asıl davanın davadan feragat, davayı kabul veya reddedilmesi gibi sebeplerle sona ermesi kural olarak karşı davanın akıbetini etkilemez; karşı dava bağımsız olarak görülmeye devam eder. Ancak, karşı davanın varlığı ve esası, asıl davanın sonucuna sıkı sıkıya bağlı ise (örneğin, karşı davanın dayanağı asıl davanın reddi ise), asıl davanın sonucu karşı davanın sonucunu da doğrudan etkileyebilir. Bu husus, her somut olayın kendine özgü koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Karşı dava ile def'i (savunma) arasındaki temel farklar nelerdir?

Karşı dava, davalının davacıya karşı yönelttiği yeni, bağımsız bir talep ve dava niteliğindedir. Davalının kendi hakkını elde etmeyi veya davacının talebini tamamen etkisiz hale getirmeyi amaçlar ve bir hüküm fıkrası ile karara bağlanır. Oysa def'i (savunma), davalının davacının talebini engellemek veya geciktirmek amacıyla ileri sürdüğü bir savunma aracıdır. Def'i, yeni bir talep içermez, sadece davacının talebine karşı bir itirazdır ve ayrı bir hüküm fıkrası oluşturmaz; yargılama sonunda verilen hükmün gerekçesinde değerlendirilir. Örneğin, takas def'i bir savunma aracı iken, takas alacağının tahsili talebiyle açılan dava bir karşı davadır.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK