EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
İş Hukuku 20.01.2026

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi

Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi: Hukuki Korumalar ve Mücadele Yolları

Giriş: Sendikal Hakların Anayasal Güvencesi ve Hukuki Temeli

Sendikal haklar, işçi ve işverenlerin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla örgütlenme özgürlüğünün bir tezahürüdür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın m. 51 hükmü ile güvence altına alınan sendika kurma hakkı, aynı zamanda uluslararası sözleşmelerle de (örneğin, ILO Sözleşmeleri) desteklenmektedir. Bu hakların kullanılmasının engellenmesi, demokratik toplum düzeni ve çalışma barışı açısından ciddi sonuçlar doğuran bir fiil olup, hem özel hukuk hem de ceza hukuku alanında müeyyidelerle korunmaktadır. Bu makalede, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi fiilinin hukuki niteliği, unsurları, Yargıtay içtihatları ve doktrindeki yeri akademik bir perspektifle incelenmektedir. Özellikle 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 118 ve 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (6356 SK) hükümleri detaylı bir şekilde ele alınacaktır.

Sendikal Hakların Engellenmesi Fiilinin Hukuki Niteliği ve Unsurları

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Kapsamında: TCK m. 118

TCK m. 118, "Bir sendika hakkının kullanılmasını engelleme" başlığı altında şu düzenlemeyi içermektedir: "Bir sendika hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hukuka aykırı başka bir davranışla sendika hakkının kullanılmasının engellenmesi halinde ise, mağdurun şikayeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir."

  • Maddi Unsur: Suçun maddi unsuru, sendika hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla işlenen fiildir. Kanun, bu fiilleri iki ana kategoriye ayırmıştır: cebir veya tehdit kullanma ve hukuka aykırı başka bir davranışla engelleme. Cebir, mağdur üzerinde fiziksel veya psikolojik zorlama oluşturarak iradesini sakatlama eylemlerini ifade ederken; tehdit, mağdura veya yakınlarına bir kötülük yapılacağı beyanıdır. "Hukuka aykırı başka bir davranış" ifadesi ise, cebir ve tehdit niteliğinde olmayan ancak yine de hukuka aykırı bir yöntemle engellemeyi kapsar. Bu, iş akdini haksız feshetme, görev yerini değiştirme, ücretini düşürme gibi işçi aleyhine tek taraflı tasarrufları içerebilir. Engelleme fiili, sendikal faaliyeti tamamen veya kısmen imkansız hale getirmeyi hedeflemelidir. Mağdur, sendika üyesi, sendika yöneticisi veya sendika kurma, sendikaya üye olma, sendikal faaliyette bulunma hakkına sahip bir işçi olabilir. Fail ise genellikle işveren veya işveren vekilleridir, ancak üçüncü kişiler de bu suçun faili olabilir.
  • Manevi Unsur: Suçun manevi unsuru, kasıttır. Failin, sendika hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla hareket etme bilinci ve iradesi olmalıdır. Engelleme sonucunun fail tarafından öngörülmesi ve istenmesi gerekmektedir.

6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Kapsamında: Sendikal Güvenceler ve Tazminat

6356 SK m. 25 ve m. 27, işverenin sendikal haklara saygı gösterme yükümlülüğünü ve bu hakların ihlali halinde uygulanacak özel hukuk müeyyidelerini düzenler. m. 25, işçilerin sendikaya üye olmaları veya olmamaları, sendikal faaliyette bulunmaları veya bulunmamaları nedeniyle işten çıkarılamayacaklarını veya farklı muameleye tabi tutulamayacaklarını güvence altına alır. İşverenin bu hükümlere aykırı davranması halinde, işçiye sendikal tazminat ödeme yükümlülüğü doğar. m. 27 ise, sendika üyeliğinin güvencesi kapsamında, sendika üyeliği nedeniyle iş akdinin feshedilmesi veya ayrımcılık yapılması durumunda işçinin işe iade davası açabilmesini ve en az bir yıllık brüt ücreti tutarında sendikal tazminat talep edebilmesini sağlar. Bu tazminat, işverenin işçinin sendikal faaliyetlerini engelleme kastıyla hareket etmesi halinde doğan bir sorumluluktur ve TCK m. 118'den bağımsız olarak uygulanır.

Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar Işığında Sendikal Hakların Korunması

Yargıtay, sendikal hakların engellenmesi konusunda hem ceza hukuku hem de iş hukuku daireleri nezdinde tutarlı bir içtihat geliştirmiştir. Özellikle Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, sendikal tazminat ve işe iade davalarında işverenin sendikal ayrımcılık yapma kastını aramaktadır. İşverenin işçiyi sendikal faaliyeti nedeniyle işten çıkardığına dair güçlü delillerin varlığı, tazminat ve işe iade kararlarının temelini oluşturur. Ceza hukuku boyutunda ise, Yargıtay Ceza Daireleri (özellikle Yargıtay 8. Ceza Dairesi), TCK m. 118 kapsamında suçun oluşumu için engelleme kastının ve fiilin niteliğinin detaylıca araştırılmasını önemser.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; "İşverenin sendikal hakları ihlal etme kastının varlığı, sendikal tazminatın ve işe iadenin temelini oluşturur. İşverenin işçinin sendikal faaliyetleri nedeniyle iş akdini feshettiği veya ona ayrımcı davrandığı şüphesi, makul ölçülerde araştırılmalı ve mevcut delillerle desteklenmelidir. İşverenin feshin haklı veya geçerli olduğunu ispat yükü altında olduğu hallerde, sendikal ayrımcılığın varlığı karine olarak kabul edilebilir."

Yargıtay, hukuka aykırı başka bir davranışla engelleme fiillerinin belirlenmesinde, fiilin sendikal faaliyetlerle illiyet bağının ve engelleme amacının tespitine büyük önem vermektedir. Örneğin, işverenin işyerinde sendika kurma çalışmalarına başlayan işçilerin iş akitlerini haklı bir neden olmaksızın feshetmesi, yerlerini değiştirmesi veya ücretlerinde düşüş yapması gibi eylemler, Yargıtay tarafından sendikal hakların engellenmesi olarak kabul edilebilmektedir. İspat yükü, ceza davalarında iddia makamında, iş hukukundaki sendikal tazminat davalarında ise genellikle işçide olmakla birlikte, işverenin feshin nedenini ispatlaması gerekliliği nedeniyle işveren de sendikal ayrımcılık yapmadığını ispatlamak durumunda kalabilir.

Akademik Değerlendirme ve Doktrindeki Görüşler

Doktrinde, TCK m. 118'in etkinliği ve "hukuka aykırı başka bir davranış" kavramının yorumu konusunda tartışmalar mevcuttur. Öğretideki bazı görüşler, bu ifadenin ceza hukuku ilkeleri açısından muğlak olduğunu ve keyfi yorumlara açık olabileceğini savunurken, ağırlıklı kanaat, sendikal özgürlüğün korunması amacıyla bu ifadenin geniş yorumlanması gerektiği yönündedir. Ancak, geniş yorumun da somut olayın özelliklerine ve hukukun genel ilkelerine uygun olması gerekliliği vurgulanmaktadır. Ayrıca, ceza hukuku kapsamında ispatın güçlüğü nedeniyle TCK m. 118'in uygulamada yeterince caydırıcı olamadığı ve iş hukuku çerçevesindeki sendikal tazminat mekanizmalarının daha etkin olduğu yönünde değerlendirmeler de bulunmaktadır. Buna karşılık, suçun yaptırım gücünün, sendikal hakların ihlalini önleyici bir rol oynadığı ve özel hukuktan bağımsız olarak kamu düzenini koruduğu da kabul edilmektedir.

Sonuç

Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi, bireylerin örgütlenme özgürlüğüne ve dolayısıyla demokratik toplum düzenine yönelik ciddi bir tehdittir. Türk hukuku, Anayasal düzeyde güvence altına aldığı bu hakkı, 5237 Sayılı TCK m. 118 ile ceza hukuku, 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile de özel hukuk boyutunda çok yönlü olarak koruma altına almıştır. Yargıtay içtihatları, bu korumanın pratik uygulamasını somutlaştırmakta ve işverenlerin sorumluluğunu netleştirmektedir. Doktrinde bazı tartışmalı noktalar bulunsa da, sendikal hakların korunması, hem çalışanların menfaatleri hem de sağlıklı bir çalışma hayatı için vazgeçilmez bir unsurdur. Bu nedenle, ilgili kanun hükümlerinin etkin bir şekilde uygulanması ve sendikal özgürlüklerin güvence altına alınması, hukukun temel görevlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Sendikal hak engelleme fiilinde suçun maddi unsurları nelerdir?

5237 Sayılı TCK m. 118 uyarınca sendikal hak engelleme suçunun maddi unsurları, sendika hakkının kullanılmasını engellemek amacıyla gerçekleştirilen fiillerdir. Bu fiiller iki ana şekilde tezahür edebilir: birincisi, doğrudan cebir veya tehdit kullanma; ikincisi ise, cebir ve tehdit niteliğinde olmamakla birlikte hukuka aykırı başka bir davranışla engellemedir. Hukuka aykırı başka bir davranış, örneğin işten çıkarma, görev yeri değişikliği, ücret kesintisi gibi işçi aleyhine tek taraflı tasarrufları kapsayabilir. Önemli olan, bu fiillerin sendikal hakkın kullanılmasını engelleme amacı taşıması ve bu amaca yönelik olarak gerçekleştirilmesidir.

2. Sendikal haklarının engellendiğini iddia eden bir işçi hangi hukuki yollara başvurabilir?

Sendikal haklarının engellendiğini düşünen bir işçi, duruma göre hem ceza hukuku hem de iş hukuku kapsamında hukuki yollara başvurabilir. İşçi, fiilin niteliğine göre Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak TCK m. 118 kapsamında ceza davası açılmasını sağlayabilir. Aynı zamanda, 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 27 hükümleri uyarınca işveren aleyhine işe iade davası ve sendikal tazminat davası açma hakkına sahiptir. Sendikal tazminat davası ile işçiye en az bir yıllık brüt ücreti tutarında tazminat ödenmesi talep edilebilir. Ayrıca, işveren tarafından yapılan haksız fesih veya ayrımcılık nedeniyle oluşan diğer zararlar için de genel hükümler çerçevesinde tazminat davası açılabilir.

3. İşverenin sendikal tazminat sorumluluğu ile TCK m. 118'deki ceza sorumluluğu arasındaki fark nedir?

İşverenin sendikal hakların engellenmesi nedeniyle doğan sorumlulukları arasında temel farklılıklar bulunmaktadır. 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında öngörülen sendikal tazminat sorumluluğu, özel hukuka ilişkin bir müeyyide olup, işçinin uğradığı maddi veya manevi zararı tazmin etmeyi amaçlar. Bu sorumluluğun doğması için işverenin sendikal ayrımcılık kastıyla hareket ettiği veya sendika hakkını engellediği ispatlanmalıdır. Öte yandan, TCK m. 118'deki ceza sorumluluğu, kamu hukukuna ilişkin bir müeyyide olup, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesini bir suç olarak tanımlar ve failin hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılmasını öngörür. Ceza sorumluluğunun doğması için suçun tüm unsurlarıyla (maddi ve manevi) oluştuğu, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat edilmelidir. Her iki sorumluluk da birbirinden bağımsızdır ve birinin varlığı diğerinin yokluğunu gerektirmez; yani, bir işveren hem sendikal tazminat ödemeye mahkum edilebilir hem de TCK m. 118'den dolayı hapis cezası alabilir.

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK