Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçu
Terör Örgütü Propagandası Yapma Suçu: Hukuki Mahiyeti ve Uygulama Alanı
Giriş: Suçun Tanımı ve Mevzuattaki Yeri
Terör örgütü propagandası yapma suçu, ülkemizin temel güvenlik ve kamu düzeni sorunlarından biri olan terörle mücadelede önemli bir hukuki enstrümandır. Türk Ceza Kanunu (TCK) dışındaki özel ceza kanunları arasında yer alan ve doğrudan terörle mücadeleyi hedefleyen 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (TMK)'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu düzenleme, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermek, övmek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmek amacıyla propaganda yapılmasını suç olarak tanımlamaktadır. Suçun temel amacı, terör örgütlerinin ideolojilerinin yayılmasını ve kamuoyunda destek bulmasını engelleyerek, devletin güvenliğini, kamu düzenini ve bireylerin temel hak ve özgürlüklerini korumaktır.
Suçun Hukuki Niteliği ve Unsurları
Maddi Unsur
Terör örgütü propagandası suçunun maddi unsuru, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek, yahut bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek nitelikte propaganda yapılmasıdır. Propaganda kavramı, geniş bir anlam taşımakta olup; sözlü beyanlar, yazılı metinler, görsel materyaller, sesli yayınlar veya bilişim sistemleri (sosyal medya dahil) aracılığıyla yapılabilir. Önemli olan, yapılan eylemin, belirli bir terör örgütünün varlığını, eylemlerini veya ideolojisini, şiddet unsurlarıyla bağlantılı olarak yayma ve destekleme amacı taşımasıdır. Doktrinde bu husus, salt sempati veya pasif destekten öte, aktif bir teşvik veya yüceltme eylemi olarak nitelendirilmektedir.
Manevi Unsur
Bu suçun manevi unsuru ise kasttır. Failin, bilerek ve isteyerek terör örgütünün propagandasını yapma iradesi bulunmalıdır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, burada aranan, genel kastın yanı sıra, terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme, övme veya teşvik etme özel kastıdır. Objektif olarak terör örgütünün propagandası niteliğinde görülen bir eylemin, failin bu kastla hareket ettiğinin kanıtlanması halinde cezalandırılabileceği kabul edilmektedir. İfade özgürlüğü sınırları içerisinde kalan, eleştirel veya haber verme amaçlı paylaşımlar bu suçun kapsamına girmezken, terör örgütünün şiddet içeren metotlarını alenen destekleyen, kutsayan veya teşvik eden paylaşımlar suç teşkil edecektir.
Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar
Yargıtay, terör örgütü propagandası suçuna ilişkin içtihatlarında, ifade özgürlüğünün güvence altına aldığı sınırlar ile terörle mücadele arasındaki hassas dengeyi gözetmektedir. Yüksek mahkeme, her somut olayın özelliklerine göre bir değerlendirme yapmakta ve özellikle eylemin açık ve yakın tehlike oluşturma potansiyelini aramaktadır. Propaganda eyleminin şiddete çağrı niteliğinde olup olmadığı, kamu düzenini bozmaya elverişliliği ve terör örgütünün cebir ve şiddet yöntemlerini meşru gösterip göstermediği temel kriterlerdir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarında da açıkça belirtildiği üzere; bir eylemin terör örgütü propagandası suçunu oluşturabilmesi için, terör örgütünün amacını, faaliyetlerini, ideolojisini, uzantılarını meşru göstermeye, övmeye veya teşvik etmeye yönelik olması, şiddeti özendirmesi ve kamu düzeni açısından somut bir tehlike doğurması gerekmektedir. Soyut söylemler, eleştirel ifadeler veya terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstermeyen, övmeyen ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik etmeyen açıklamalar, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek bu suçun konusunu oluşturmaz.
Yargıtay, özellikle basın ve yayın yoluyla işlenen suçlarda, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması gerektiği ancak bu özgürlüğün, terör örgütlerinin şiddet eylemlerini meşrulaştırma aracı olarak kullanılamayacağı ilkesini benimsemiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yakın tarihli kararlarında da, terör örgütünün bayrağını, amblemini veya liderini öven, gösteren ve şiddet çağrısı niteliği taşıyan eylemlerin suç teşkil ettiği yönünde istikrarlı bir uygulama bulunmaktadır.
Doktrindeki Tartışmalar ve Akademik Değerlendirme
Doktrinde, TMK m. 7/2'nin ifade özgürlüğü ile terörle mücadele arasındaki dengede hangi tarafa daha yakın durduğu konusunda çeşitli tartışmalar mevcuttur. Öğretideki baskın görüş, bu suçun geniş yorumlanmasının ifade özgürlüğünü kısıtlama potansiyeli taşıdığı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları doğrultusunda “şiddete teşvik” veya “nefreti körükleme” gibi somut tehlike ölçütlerinin aranması gerektiği yönündedir. Bu bağlamda, TCK m. 215'te düzenlenen “Suçu ve Suçluyu Övme” suçu ile terör örgütü propagandası suçu arasındaki ayrım da akademik çevrelerde sıklıkla ele alınmaktadır. TMK m. 7/2'nin, TCK m. 215'e göre daha özel ve terör örgütleri bağlamında şiddeti vurgulayan bir düzenleme olduğu kabul edilmekle birlikte, somut olayda hangi suçun uygulanacağı hususu, eylemin niteliğine ve kasta göre belirlenmektedir.
Bazı akademisyenler, yasanın lafzının çok geniş olması nedeniyle, salt sembolik hareketlerin veya terör örgütleriyle bağlantılı olsa da şiddet içermeyen eylemlerin dahi propaganda kapsamında değerlendirilmesi riskine dikkat çekmektedir. Bu durumun, demokratik toplumların vazgeçilmez unsuru olan farklı görüşlerin ifade edilmesine engel olabileceği belirtilmektedir. Bu nedenle, kanun maddesinin yorumlanmasında ve uygulanmasında, AİHM'in ifade özgürlüğüne ilişkin kriterleri ile uyumlu, objektif ve daraltıcı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği savunulmaktadır.
Sonuç
Terör örgütü propagandası yapma suçu, ulusal güvenliği ve kamu düzenini korumak adına büyük önem taşıyan bir suç tipidir. Ancak, hukuk devletinde bu tür suçların uygulanması sırasında, bireylerin temel hak ve özgürlükleri, özellikle de ifade özgürlüğü ile hassas bir denge içinde olunması hukuki bir zorunluluktur. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatları ve doktrindeki akademik tartışmalar, bu dengeyi sağlamaya yönelik önemli yol göstericilerdir. Suçun oluşabilmesi için, eylemin terör örgütünün şiddet içeren yöntemlerini meşru gösterme, övme veya teşvik etme niteliğinde olması ve kamu düzeni açısından somut bir tehlike doğurması gerekmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde, somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak, hukuk devleti ve insan haklarına saygı temelinde adil kararların verilmesi esastır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Terör Örgütü Propagandası Suçu ile Suçu ve Suçluyu Övme Suçu (TCK m. 215) Arasındaki Temel Fark Nedir?
Terör örgütü propagandası suçu (TMK m. 7/2), özel bir kanunda düzenlenmiş ve yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme, övme veya teşvik etme eylemlerini konu alan nitelikli bir suçtur. Burada aranan özel kast, terör örgütünün şiddet yöntemlerini yaymaktır. Buna karşılık, Suçu ve Suçluyu Övme Suçu (TCK m. 215) ise, daha genel nitelikte olup, işlenmiş bir suçu veya bu suçu işleyen kişiyi alenen övme eylemini kapsar. TCK m. 215'te övgünün kamu barışını bozmaya elverişli olması gerekirken, TMK m. 7/2'de bizzat terör örgütünün şiddet içeren yöntemlerinin propagandasının yapılması yeterlidir.
2. Sosyal Medya Üzerinden Yapılan Paylaşımlar Terör Propagandası Suçunu Oluşturur mu?
Evet, sosyal medya platformları da terör propagandası suçunun işlenebileceği mecralardandır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir paylaşımın sosyal medya üzerinden yapılmış olması, suçun unsurlarını değiştirmemektedir. Önemli olan, paylaşılan içeriğin TMK m. 7/2'de belirtilen terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterme, övme veya teşvik etme niteliğini taşıyıp taşımadığı ve bu eylemin kamuoyu nezdinde yayılma potansiyelidir. Sosyal medya paylaşımları da “basın ve yayın yoluyla” işlenen suçlar kapsamında değerlendirilerek nitelikli hal teşkil edebilir.
3. Terör Propagandası Suçunda Cezayı Etkileyen Faktörler Nelerdir?
Terör propagandası suçunda cezayı etkileyen faktörler arasında öncelikle suçun işleniş biçimi yer almaktadır. TMK m. 7/2'de, propaganda eyleminin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın artırılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu, gazete, dergi, radyo, televizyon veya internet gibi yaygın mecraların kullanılması durumunda uygulanır. Ayrıca, failin terör örgütü içindeki konumu, eylemin kamu düzeni üzerindeki etkisi, propagandanın yaygınlığı ve neden olduğu somut tehlikenin derecesi de cezanın tayininde dikkate alınan unsurlardır. TCK'nın genel hükümleri çerçevesinde etkin pişmanlık, yargılamanın uzaması gibi indirim sebepleri veya tekerrür gibi artırım sebepleri de mevcuttur.