EK HUKUK & DANIŞMANLIK

TÜM MAKALELER
Medeni Hukuk 23.01.2026

Vasi Tayini Davası Nasıl Açılır?

Vasi Tayini Davası Nasıl Açılır?

Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca düzenlenen vesayet kurumu, korunmaya muhtaç kişilerin şahıslarına ve malvarlıklarına ilişkin menfaatlerini gözetmek amacıyla hukuk düzeninde yerini almıştır. Vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesince, kanunda belirtilen şartların varlığı halinde, kısıtlılık kararı verilerek ilgili kişiye bir vasi atanır. Bu makale, vasi tayini davasının hukuki niteliğini, hangi durumlarda açılabileceğini, yargılama usulünü ve yüksek mahkeme içtihatlarındaki yerini akademik bir perspektifle ele almaktadır.

Vasi Tayininin Hukuki Niteliği ve Şartları

Vasi tayini, kişinin menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde temsilini sağlamak üzere bir yasal temsilci atanması işlemidir. Bu işlem, kişinin fiil ehliyetini sınırlayan veya ortadan kaldıran kısıtlılık kararı verilmesinin bir sonucudur. TMK m. 403 uyarınca vesayet, küçüklerin ve kısıtlıların korunmasını amaçlar. Bir kişiye vasi atanabilmesi için öncelikle o kişinin kısıtlanmasına yönelik kanuni bir sebebin bulunması gerekmektedir.

Kısıtlama Sebepleri

Medeni Kanunumuzda kısıtlama sebepleri sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtilmiştir:

  • Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı (TMK m. 405): Kişinin işlerini görememesi veya korunma ve bakıma muhtaç olması, başkalarının güvenliğini tehlikeye sokması durumunda kısıtlama istenebilir.
  • Savurganlık, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı, Kötü Yaşama Tarzı, Kötü Yönetim (TMK m. 406): Kendi veya ailesinin geçimini tehlikeye sokma ya da başkalarına zarar verme ihtimali bulunan hallerde kısıtlama mümkündür.
  • Bir Yıl veya Daha Uzun Süreli Hürriyeti Bağlayıcı Ceza (TMK m. 407): Cezanın infazı amacıyla kişinin malvarlığını yönetmesi gereken bir vasi atanır.
  • İstek Üzerine Kısıtlama (TMK m. 408): Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık gibi sebeplerle işlerini kendi başına göremeyeceğini ispat eden ergin kişi, kısıtlanmasını talep edebilir.

Vasi Tayini Davasının Usulü ve Yetkili Mahkeme

Vasi tayini davası, Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılır. Görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olup, yetkili mahkeme ise kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri mahkemesidir (TMK m. 411). Kısıtlama kararı verilmeden önce, kısıtlanması istenen kişi mutlaka dinlenmeli, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddiası varsa resmi sağlık kurulu raporu alınmalıdır (TMK m. 409). Mahkeme, kısıtlama için yeterli sebeplerin varlığına kanaat getirdiğinde, kişinin menfaatlerini en iyi şekilde koruyacak bir vasinin atanmasına karar verir. Vasi olarak atanacak kişinin, kısıtlı ile arasında menfaat çatışması bulunmaması, reşit olması ve vasi olmaya engel bir durumu olmaması gerekir (TMK m. 413, 414).

Yargıtay Uygulaması ve İçtihatlar

Yargıtay, vasi tayini davalarında kısıtlama kararlarının ve vasi seçiminin kişinin temel hak ve özgürlüklerine doğrudan etki etmesi nedeniyle son derece titiz davranılmasını istemektedir. Özellikle akıl hastalığı veya zayıflığı nedeniyle kısıtlama kararı verilirken, tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan alınacak, çelişki içermeyen, ayrıntılı ve açıklayıcı raporların varlığı aranmaktadır. Yüksek mahkeme, kişinin ehliyetini ortadan kaldırıcı nitelikteki bu kararların gerekçelerinin somut ve hukuki zeminde sağlam olmasını vurgular.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, “Kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini kısıtlayıcı nitelikteki sağlık raporlarının, TMK'nın 409. maddesine uygun olarak, mahkemenin re'sen yaptığı araştırmalar sonucunda elde edilen diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, kişinin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde kuşkuya yer vermeyecek şekilde, tam teşekküllü bir hastaneden alınmış, çelişkiden arındırılmış, ayrıntılı ve gerekçeli olması hukuki zorunluluktur. Ayrıca, kısıtlanması istenen kişinin bizzat dinlenilmesi ve iradesinin tespiti de esastır.”

Ayrıca Yargıtay, vasi atanmasında öncelikli olarak kısıtlının eşi veya yakın hısımlarının dikkate alınması gerektiğini, ancak bu kişilerin menfaat çatışması gibi nedenlerle uygun görülmemesi halinde başkalarının atanabileceğini belirtmektedir (TMK m. 415, 416).

Akademik Değerlendirme

Doktrinde, kısıtlama sebeplerinin yorumlanması ve mahkemenin takdir yetkisi konuları sıkça tartışılmaktadır. Özellikle TMK m. 406'da yer alan “savurganlık”, “kötü yaşam tarzı” gibi nispeten sübjektif kavramların somutlaştırılması ve mahkemece objektif kriterlerle değerlendirilmesi gerektiği öğretide baskın görüştür. Zira bu tür kısıtlama kararları, bireyin özerk yaşam hakkına ciddi müdahaleler teşkil edebilmektedir. Bu nedenle, kısıtlama sebebinin varlığının net bir şekilde ortaya konulması ve bu durumun kişinin menfaatlerini ne ölçüde tehlikeye düşürdüğünün detaylıca irdelenmesi akademik çevrelerde önemli bir vurgu konusudur.

Vesayet makamı (Sulh Hukuk Mahkemesi) ile denetim makamı (Asliye Hukuk Mahkemesi) arasındaki görev dağılımı da doktrinde detaylıca incelenir. Vesayet makamı vasinin atanması, görevden alınması, vasiye izin verilmesi gibi işlemleri yaparken, denetim makamı vesayet işlerini denetler ve vasinin işlemlerine ilişkin şikâyetleri inceler. Bu ayrım, vesayet hukukunun sağlıklı işlemesi ve kısıtlının menfaatlerinin korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Sonuç

Vasi tayini davası, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan ve kişinin korunmasını amaçlayan önemli bir hukuki süreçtir. Akıl hastalığı, savurganlık, hapis cezası veya kişinin kendi talebi gibi yasalarda açıkça belirtilen kısıtlama sebeplerinin varlığı halinde, Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılan dava sonucunda kişiye vasi atanır. Bu süreçte, mahkemenin re'sen araştırma ilkesi gereği tüm delilleri toplaması, ilgiliyi dinlemesi ve özellikle sağlık kurulu raporlarını titizlikle değerlendirmesi esastır. Yargıtay içtihatları da bu hassasiyetin altını çizmekte, kısıtlama kararlarının ve vasi seçiminin kişinin haklarına saygılı ve hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır. Hukukun üstünlüğü ve bireylerin korunması ilkesi, bu tür davaların temelini oluşturmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Vasi tayini için hangi mahkeme görevlidir ve yetkilidir?

Vasi tayini için görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise, kısıtlanması istenen kişinin yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi'dir (TMK m. 411).

2. Kimler vasi tayinini talep edebilir?

Kısıtlama sebeplerine göre bu durum değişir. Akıl hastalığı veya zayıflığı, savurganlık, alkol/uyuşturucu bağımlılığı gibi hallerde eş, altsoy, üstsoy, kardeşler, Cumhuriyet savcısı veya resmî makamlar vasi tayinini talep edebilir (TMK m. 409). Hürriyeti bağlayıcı ceza durumunda ise ceza hakimi, ilgili makamlara bildirimde bulunur. Kişinin kendi isteği üzerine kısıtlama ise sadece o kişinin talebiyle mümkündür.

3. Vasi tayini kararı ne zaman kesinleşir ve itiraz yolları nelerdir?

Vasi tayini kararı, Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verildikten sonra ilgililere tebliğ edilir. Tebligattan itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz mercii Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararına karşı da istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Karar, bu itiraz ve istinaf süreçleri tamamlandığında veya itiraz süresi içinde itiraz edilmediğinde kesinleşir (TMK m. 429, HMK m. 341 vd.).

Yasal UyarıBu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez. Kanunların zamanla değişebileceği ve her somut olayın kendine özgü detaylar barındırdığı unutulmamalıdır. Hak kaybı yaşamamak için hukuki sürecinizi uzman bir avukat eşliğinde yürütmenizi önemle tavsiye ederiz.
YAZAR
Av. Emina KARABUDAK